Yeni Pornolar

T-Mobile, Engadget Mobile'a karşı!

T-Mobile, Engadget Mobile'a bir mektup göndermiş. Magenta T-Mobile'ın tescilli rengiymiş, Engadget Mobile'da da mobil cihazlarla ilgili şeyler yayınlanıyormuş, tüketicilerin ikisini karıştırma ihtimali varmış.

Bir saniye... reklam ve pazarlama kitaplarında ilk söylenen şey, "Tüketici aptal değildir" değil miydi?

Bir şirketin markasını korumaya çalışmasına karşı değilim, ama haklarını dengesizce kullanmalarını da doğru bulmuyorum. İyi düşünülmeden yapılan girişimlerin de şirketlere zarar verdiğini düşünüyorum. Haberle ilgili yapılan yorumlar arasında şunlar var: "Annem sürekli bu renk elbiseler giyiyor ve telefonla konuşuyor" , "Engadget ile T-Mobile arasındaki benzerliği buldum, Engadget kelimesinde ters b var" , "Apple'da beyaz renk kullananları dava etsin. Vodafone'da kırmızı kullananları. İnternet sayfaları siyah beyaz -a pardon, sadece siyah olsun".

Detaylar Engadget'da.

Güncelleme: Engadget Mobile logosunu ve sitenin artalan rengini T-Mobile'ı daha çok kızdıracak bir hale getirmiş. Birkaç site de ona eşlik ediyor. Link

Anket: Windows Mobile'in performansından memnun musunuz?

Yabancı PDA sitelerinde Windows Mobile cihazların performansına ilişkin bir tartışma başladı. İnsanlar genellikle sahip oldukları en iyi Windows Mobile PDA'nın birkaç yıl öncesine ait olmasından (Dell Axim x50v, FSC Loox 720 ve HP iPaq 4700) ve bu "en iyi"lerin de yavaş olmasından şikayet ediyor. Ben şahsen ikinci el sitelerinde hala "PDA'ların kralı" ve benzeri etiketlerle satılan Axim x50v'nin performansından memnun değilim. Özellikle arabirimin yavaşlığı can sıkıyor. Arabirim yavaşlığı olmasa diğer şeyler pek hissedilmeyecek aslında.

Ben de size soruyorum. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Windows Mobile tabanlı mobil cihazınız hızlı mı, yoksa yavaş mı?

Bu arada önceki anketin sonuçlarını da ekleyeyim. "Mobil cihazınızı not tutmak için kullanıyor musunuz?" diye sormuştum. Yedi gün süreli ankete katılanların %31'i "Evet ama çok kısa notlar için", %27'si "Evet, her türlü notlarım için", %41'i ise "Hayır" yanıtını verdi. Bu anketi yapma sebebim mobil cihazlarda not tutmayı zor buluyor olmamdı. Ankete rekor düzeyde (!) katılım oldu: 29 kişi. Hiç yoktan iyidir :) Katılanlara teşekkür ediyorum.

iLog ile Detaylı Arama Kayıtları

Herhalde iPhone'daki Arama Kayıtlarının gösterildiği ekranın (Phone -> Recents) yeteneksizliğinden siz de benim kadar muzdaripsinizdir. Her nedense iPhone geliştiricileri bu ekranda sadece Cevapsız Çağrılar (Missed) için bir filitre koyma ihtiyacı hissetmiş, aradığımız (Dialed) ve bizi arayan (Received) numaraların ayrı ayrı gösterildiği birer filitre koyma gereği duymamışlar.

Çok şükür ki iLog sayesinde iPhone'daki Arama Kayıtlarımızı, klasik cep telefonlarında olduğu gibi detaylı bir şekilde inceleyebiliyoruz. iLog, en alttaki düğmeler ile geçiş yapılan 5 ana sekmeden oluşuyor. "Recents" ise en çok kullanılan ve arama kayıtlarının "Missed", "Received", "Dialed" başlıkları altında ayrı ayrı gösterildiği sekme.

Missed : Cevapsız Çağrılar
Received : Arayanlar
Dialed : Aradıklarım
Recents : Son Arama Kayıtlarım



"Recents" ekranın bir bir güzel yanı da konuşma kayıtlarınız ile ilgili tarih, saat ve süre gibi daha detaylı bilgiler vermesi. Arama kaydı adres defterindeki bir kişi dahi olsa ayrıca kırmızı ile numarası gösteriliyor. Aynı kayda birden fazla numara (Ev, İş, Cep gibi) atanmış ise çok işe yarayan bir özellik.

"Log" sekmesi ise SMS de dahil olmak üzere tüm arama kayıtlarınızın toplu halde gösterildiği ekran. Bu ekrandaki kayıtların hangilerinin cevapsız, hangilerinin aradıklarınız olduğunu ancak kayıtların yanındaki sembollerden anlayabiliyorsunuz. "Call Durations" sekmesi de aramalarınızın sürelerini toplam şeklinde gösteriyor. Örneğin "Last Call" son aramanızın süresini, "All Calls" da aradıklarınız ve sizi arayanların ki de dahil olmak üzere toplam konuşma süresini göstermekte. "Reset Durations" düğmesi de bu değerleri sıfırlıyor.



"Preferences" sekmesinde de iLog ile ilgili ayarları yapabiliyoruz. "Preferences" sekmesi "General" ve "Data" başlıklı iki alt menüden oluşuyor. "General" adından da anlaşılacağı için genel ayarlar için, "Data" ise arama kayıtlarını silmek için kullanılıyor.

General
Show Phone Number : Kayıtların listelendiği ekranda tel numaraları gösterilsin mi?
Call On Tab : Bir kayda tıklandığında hemen arama yapılsın mı?
Max Call Records in DB : Veritabanında tutulacak maksimum kayıt sayısı

Data
Remove All Calls : Tüm telefon kayıtları silinsin mi?
Remove All SMS : Tüm SMS kayıtları silinsin mi?



"About" sekmesi ise, yazının sonuna sakladığım, iLog'la ilgili ufak ama önemli bir ayrıntıyı gösteriyor. O da uygulamanın aslında 15$'lık bir ücretibin bulunması. Fakat uygulamayı satın almadan da kullanabiliyorsunuz. Bu noktada tek sorun sekmeler arası geçiş yaparken sürekli karşınıza çıkan "Bu deneme sürümüdür lütfen satın alın" yazısı. Her ne kadar "Cancel" düğmesine basarak bu pop-up'tan kurtulabiliyor olsak da sürekli çıkması rahatsız ediyor. Bu yüzden ben "Recents" sekmesi haricindeki sekmeleri kullanmıyorum. Çünkü bu uyarı yazısı uygulamayı her açtığınızda çıkmıyor, sekmeler arasında geçiş yaparken sürekli çıkıyor. "Recents" sekmesi de tek kullandığım ekran olduğu için pek sorun yaratmıyor.



Bence gene de 15$ vermeye değer bir uygulama. Eğer satın almaya karar verirseniz, parasını ödedikten sonra size gönderilecek seri numarasını "Serial Number" alanına girerek bu rahatsız edici pop-up'tan kurtulabiliyorsunuz.

iLog, Installer'ınızda "iClarified" paketi altında yer alıyor. Eğer göremiyorsanız "Sources" sekmesinden "http://installer.iClarified.com" linkini kaynak olarak eklemeniz gerekiyor. Installer konusunda daha detaylı bilgi için iPhone Installer başlıklı yazımızdan faydalanabilirsiniz.

iPhone'da Mail Konfigürasyonu

iPhone'u ilk aldığınızda yapacağınız işlemlerden biri de herhalde Mail'inizi ayarlamaktır. Eğer GMail kullanıyorsanız bu iş oldukça kolaydır. Tek yapmanız gereken ana ekrandayken sırasıyla "Settings -> Mail -> Add Account" düğmelerini tıklayarak karşınıza çıkan seçeneklerden GMail'i seçmek ve ardından Adınızın, Mail Adresiniz ve Şifrenizin istendiği alanları doldurmaktır.

Lakin iş POP3 veya IMAP ayarı yapmaya geldiğinde işlemler bu kadar kısa ve kolay olmamaktadır. iPhone ile TTNet, Tellcom, Superonline gibi Internet Servis Sağlayıcıların sağladığı posta hesaplarını kullanmak isteyenlerin aşağıdaki adımları izlemesi gerekmektedir.

Ben aslında iPhone'umda sadece (farklı bir ayarla) GMail hesabımı kullanıyorum. Fakat iPhone'daki POP3 ayarını adım adım anlatabilmek için, ADSL hizmetini aldığım Tellcom'un abonelerine sağladığı mail adresini kullanarak yeni bir hesap daha tanımladım. Hesabı tanımlarken de Tellcom'un sitesindeki Outlook Express Ayarları dokümanından faydalandım. Benzer şekilde siz de kendi şirketinizin veya Servis Sağlayıcınızın verdiği e-mail'in konfigürasyonunu yapabilirsiniz.

Not: Aşağıdaki işlemlere geçmeden evvel cihazınızın Internete bağlı olduğundan emin olunuz ve uzun süren işlemler sırasında cihazınızın uyku moduna (Lock) geçmemesi ilk başta "Settings -> General -> Auto Lock" ayarını "Never" 'a çekin. Hesabınızı tanımladıktan sonra eski ayarına çekebilirsiniz.

İlk olarak sırasıyla, "Settings" altındaki "Mail" ekranına geçip "Add Account" düğmesine ve ardından açılacak ekranda yer alan en alttaki "Other" seçeneğine tıklayınız.



Bu sefer karşınıza çıkan ekranda ise üstteki POP3 seçeneğini işaretliyeniz. Sonra sırasıyla ekrandaki alanları aşağıdaki örnekteki gibi doldurunuz.

Name : Adınız Soyadınız
Adress : Mail adresiniz, xyz@abc.com formatında
Description : Otomatik olarak mail adresiniz atanıyor, bir değer girmenize gerek yok

Incoming Mail Server
Host Name : Posta sunucunuzun POP3 adresi. Genelde pop3.abc.com formatında olur. Servis Sağlayıcınıza sorunuz.
User Name : Kullanıcı adı. Genelde mail adresiniz olur, bazen mail adresinin "@" işaretine kadar olan kısmı kullanılır. Servis Sağlayıcınıza sorunuz.
Password : Şifreniz

Outgoin Mail Server (SMTP)
Host Name : Posta sunucunuzun SMTP adresi. Genelde smtp.abc.com formatında olur. Servis Sağlayıcınıza sorunuz.
User Name : Kullanıcı adı. Genelde yukarıdaki kullanıcı adıyla aynı olur. Servis Sağlayıcınıza sorunuz.
Password : Şifreniz. Genelde yukarıdaki şifre ile aynı olur.

Tüm alanları doldurduktan sonra ekranın sağ üst köşesindeki "Save" düğmesine basınız.



"Save" düğmesine bastıktan sonra yaklaşık 1 dakika kadar bekleyeceksiniz. (Bunun sebebi de iPhone'un POP3 sunucusuna "SSL" üzerinden bağlanmaya çalışması. Verilerin şifrelenerek gönderilip alındığı bu bağlantı türünü çoğu posta sunucusu desteklemiyor iken (en azından ülkemizde) Apple'ın neden bunu standart ayar olarak seçtiği ayrı bir tartışma konusu.)

Ardından karşınıza aşağıdaki gibi "Cannot Connect Using SSL" yazan bir Yes/No menüsü çıkacak. "Yes" seçeneğine tıklayınız ve yaklaşık 3-4 dakika sonra bu sefer de üzerinden "Secure Connection Failed" yazan bir Cancel/Continue menüsü karşınıza çıkacak. "Continue" seçeneğine tıklayınız.



Kısa bir süre sonra hesabınız iPhone üzerinde yaratılmış olacak ve Mail Ayarları ekranında aşağıdaki gibi gözükecek ve kullanıma hazır olacak. Fakat hemen kullanmaya başlamadan evvel ufak birkaç ayar yapmanız faydalı olabilir. Bu yüzden Ayar ekranındayken yeni tanımladığınız hesabını seçip ardından gelen ekranın en altındaki "Advanced" düğmesine tıklayınız. (Bu arada "Advanced" altında yer alan, kırmızılar içindeki "Delete Account" seçeneğinin, hesabınızı iPhone üzerinden sildiğini hatırlatmama gerek yok sanırım :) )



Aşağıda ekran görüntüsü bulunan "Advanced" ekranında, "Remove" ve "Delete from server" isminde iki seçenek bulunuyor. Bunları kısaca açıklamaya çalışalım ki kendinize en uygun seçeneği işaretliyebilesiniz.

Remove : Bu seçenek ile bir mesajı sildiğinizde, posta sunucunuzdan ne zaman tamamen silineceğini belirleyebiliyorsunuz. "Never" seçerseniz iPhone'dan sildiğiniz mesajlar tamamen silinmez sadece Çöp Kutusuna (Trash) gönderilirler. Tabii bu durumda sizin kendinizin ayrıca silmesi gerekir. "After one day" seçeneğini işaretlerseniz bir gün sonra tamamen silinirler. Ben "Never" seçeneğini öneririm.

Delete from server : Bu seçenek ile de iPhone'unuza gelen mesajların sunucudan ne zaman kaldırılacağını belirleyebiliyorsunuz. Maillerinize hem iPhone'unuzdan hem de bilgisayarınızdan bakacaksanız bu seçeneği "Never" bırakmanızı öneririm.



Eğer birden fazla mail hesabı tanımladıysanız her hangi bir hesabınızın Mail ekranında iken sol üst köşede çıkacak "Accounts" düğmesi ile hesaplarınız arasında geçiş yapabiliyorsunuz.



Ayrıca birden fazla mail hesabınız varsa hesaplardan ilk tanımlanan birincil hesap oluyor. Örneğin albümdeki bir resmi e-mail atmak üzer seçtiğinizde birincil hesabınızın editörü açılıyor. Genel Mail Ayarları Ekranından ("Settings -> Mail -> Default Account") birincil hesabı değiştirebilirsiniz.



Aslında iPhone'daki Mail Ayarları ile ilgili epey yazacak şey var ama başlangıç için yukarıdaki bilgiler yeterli olur diye düşünüyorum.

Not: Hotmail'in POP3 veya IMAP desteği olmadığı için yukarıda anlatılan yöntem ile direk bağlanılamaz.

Bir sonraki "One more thing"

Steve kimi keynote'larının sonunda "but there is one more thing" (ama bir şey daha var) der ve sürpriz bir şey açıklar. Sanırım bir sonraki sürpriz şey belli oldu.

MacOSXPC.com'un haberine göre Apple 10 milyon 3G iPhone sipariş etmiş. Yeni iPhone'larda OLED ekran olacakmış. Tabi bunlar söylentiler, ama bence mantıklı söylentiler. OLED ekran Apple'ın "wow faktörü" stratejisine uyuyor, ve iPhone'a yakışır da. 3G eksikliği de zaten iPhone'un en çok eleştirilen noktalarından biri. Benim söylentilere ekleyeceğim şey ise zamanlama ile ilgili. Bence Haziran sonunda App Store duyurusundan sonra Steve "one more thing" diyecek :)

Güncelleme: MacOSXPC.com'da yayınlanan yeni bir haber tahminlerimi destekler nitelikte.

Bu yazı ve bu sitede yayınlanan bütün diğer yazılar Mobil Yazılar tarafından yazılmıştır ve bütün hakları Mobil Yazılar'a aittir. Başka bir yayında yayınlanamaz. Sitenizin, forumunuzun, blogunuzun ticari amaç taşıyıp taşımaması farketmez. Daha fazla bilgi için lütfen alıntı kurallarına bakınız.

iPhone'a SSH Üzerinden Erişim

iPhone'un akıllı bir telefon değil de, yanında telefon özelliği de bulunan cep bilgisayarı olduğunu gösteren en büyük delillerden biri de altyapısında bulunan Mac OS X işletim sistemidir. Mac OS X aslında Apple'ın kendi ürettiği bilgisayarların altyapısında kullandığı Unix tabanlı bir işletim sistemidir. iPhone'da ise, Mac OS X'in özelleştirilmiş bir versiyonu bulunmaktadır.

Hal böyle olunca, Installer aracılığı ile kurulan bir kaç program (BSD Subsystem, OpenSSH, vb. ) sayesinde, iPhone'unuz uzaktan bağlanabildiğiniz herhangi bir bilgisayara dönüşür. Bu sayede iPhone ekranından yapamadığımız ya da zorlukla yaptığımız bazı işlemleri, uzaktan bağlantı programları ile kolay bir şekilde yaparız.

Bu yazıda da amacımız, "SSH Client" diye tabir edilen programlar ile iPhone'a nasıl bağlanabileceğinizi göstermek. Fakat öncelikle Unix/Linux dünyasına pek aşina olmayanlar için SSH kavramını Wikipedia'dan yaptığımız alıntı ile açalım:
SSH, Telnet ve rlogin gibi ağ üzerindeki başka bir sunucuya uzakta bulunan bir başka makineden bağlantı sağlayan bir protokoldür. SSH açık haliyle Secure Shell yani güvenli kabuk anlamına gelir. Telnet ve rlogin kullanıcı şifreleri dahil tüm iletişim açık yani şifrelenmeden gerçekleştirilirken, SSH güvensiz makineler arasındaki iletişimi güçlü bir kriptografik yöntemiyle şifreler.
iPhone'a SSH üzerinden bağlanabileceğiniz bir çok ücretsiz program mevcuttur. Bu programların bazıları sadece dosya transferi yapabilirken, bazıları da sadece komut çalıştırabilir. Birazdan anlatacağım SSH Secure Shell gibi programlarla da her iki işlemi birden aynı anda yapmak mümkündür.

SSH Secure Shell ile iPhone'da tam olarak neler yapabiliriz derseniz:

* Cihazınızdaki dosyaların yedeğini alabilir
* Cihazınıza dosya kopyalayabilir
* Cihazınızda kolayca dosya silme, yaratma, taşıma gibi işlemler yapabilir
* Cihazınızda komutlar çalıştırabilir
* ya da yanlış bir komutla veya işlemle cihazınızı restore etmek zorunda kalabilirsiniz :)

Gördüğünüz gibi SSH ile herşey yapmak mümkün, bu yüzden eğer unix komutlarına hakim değilseniz kendiniz denemeler yapmayın. Sadece sorunlarınızın çözümü için size söylenen veya yazılan komutları çalıştırın.

SSH ile iPhone bağlanabilmek için Wi-Fi ve SSH Servislerinin açık olması gerekiyor. (SSH için cihazınızda OpenSSH ve BSD Subsystem paketleri yüklü olmalı, Installer'ınızdan kontrol edebilirsiniz.) WiFi, EDGE, SSH, vs. gibi servisleri kolayca kapatıp açmak için Boss Prefs uygulamasını kullanabilirsiniz. Boss Prefs, Wi-Fi üzerinden bağlandığınızda atanan IP adresi ni de göstermektedir ki bu IP adresi SSH ile bağlanırken lazım olacak.



SSH'ınız artık açık olduğuna göre, bu linkten indirebileceğiniz ücretsiz SSH Secure Shell uygulaması ile cihazınıza bağlanabilirsiniz.

SSH Secure Shell'i çalıştırdığınızda ilk yapmanız gereken sol üst köşedeki "Quick Connect" düğmesine basmak karşınıza çıkan ekrandaki alanları aşağıdaki şekilde doldurmak:



"Host Name" alanına, yukarıda bahsettiğim Boss Pref uygulamasında "Wifi" etiketinin hemen sağında parantez içerisinde yer alan IP'yi yazın. "User Name" alanına ise "root" yazın ve "Connect" düğmesine basın. Karşınıza "Password" isteyen bir ekran çıkacak, bu alana da şifre olarak "alpine" yazın ve "OK" ye basın. Şifre, değiştirmediğiniz sürece herkeste aynıdır. BSD Subsytem'daki bir bug yüzünden kolayca değiştirilemiyor. Bu yüzden sakın siz de değiştirmeye kalkmayın.



Eğer bağlantı veya şifre yanlış gibi bir hata almadıysanız karşınıza yukarıdaki gibi Konsol veya Komut Satırı diye adlandırılan bir ekran gelecek. Artık bu ekranda istediğiniz komutları çalıştırabilirsiniz. Örnek olması açısından ekran görüntüsünde weDict uygulamasını kurduktan sonra "Local" sözlük çalıştırmada problem yaşayanların sorununu çözecek komut çalıştırılmıştır.

Aşağıdaki ekran görüntüsü de yukarıdaki ekranda kırmızı daire ile belirttiğimiz düğmeye tıklandığında açılan Dosya Transfer menüsüne aittir.



"/Applications" yazan yere "/private/var/mobile/Media/DCIM/100APPLE" yazıp "Enter" tuşuna basarsanız, cihazınızdaki fotoğrafların saklandığı Albüm klasörüne ulaşırsınız. Bu klasördeki *.JPG uzantılı dosyaları sürükle-bırak yöntemi ile kendi bilgisayarınıza atabilirsiniz.

Son olarak SSH kullanımı ilgili bir kaç uyarı/hatırlatma yapmakta fayda var:

* "root" şifresi herkesin bildiği bir şifre olduğu için SSH servisini sadece evinizde veya güvenilir Wi-Fi ağlarında açın. Alışveriş merkezleri gibi herkesin ortak kullandığı yerlerde SSH devamlı kapalı olsun. Yoksa meraklılar cihazınıza kolayca bağlanıp tüm dosyaları silebilir.
* "root" kullanıcısı en yetkili kullanıcıdır, bu kullanıcı ile cihazınızda yaptığınız işlemlere dikkat edin. Ne yaptığınızı bilmek istiyorsanız http://tr.wikipedia.org/wiki/SSH adresindeki komutların açıklamalarına göz atabilirsiniz.
* Çoğu Windows kullanıcısı dahi SSH'ı bilmez. SSH genelde Unix Sistem Yöneticileri tarafından bilinen ve kullanılan bir protokoldür. iPhone insana neler öğretiyor :)

Geek'lere yatırım yapmak

Geek ne demek biliyor musunuz? Sözlük anlamı değil bahsettiğim, popüler anlamı. Computer Geek dersek daha anlaşılır olur, ama çoğunlukla kısa hali kullanılıyor.

Geek bilgisayar manyağı demek. Hani şu bilgisayarlara birşey olunca çağırılan komşu çocukları gibi. "Giiik" diye okunuyor. Geek kelimesinin anlamını biliyorsanız, muhtemelen siz de bir geeksiniz.

Biz geekler sıradan kullanıcılardan biraz farklıyız. Ama genellikle sıradan kullanıcıları kendimiz gibi sanma eğilimde oluruz. "Çok kolay, sadece Registry'e girip X anahtarını Y değerine ayarlayacaksın" deriz, daha bilgisayarına yazılım yükleyemeyen kullanıcılara.

Bu bakış açımızı her yerde kullanırız. İşte sorun da buradan çıkar. Internet Tablet'te Türkçe desteği yok mu? "Çok kolay, X dosyasının bir kopyasını çıkar, Y, Z ve K alanlarını M, N ve T ile değiştir. Sonra terminale gir vs. vs. vs." Nokia PIM programlarını koymayı unutmuş mu? "Bu bir eksiklik değil canım, GPE kurarsın, Word dokümanları açılmıyor mu? AbiWord kurarsın. Excel dokümanları açılmıyor mu? Gnumerics kurarsın. Bunlar hep beta, ama günümüzde ne beta değil ki zaten? Ayrıca AbiWord çöküyor, bir de GPE'yi kurmak için şu kadar uğraşmalısın. Hem hepsi open source, bir özelliğini değiştirmek istersen hemen değiştirebilirsin. Bunun için önce Maemo'ya uygun geliştirme ortamını kurman, sonra X programlama dilini öğrenmen, sonra bu open souce programları iyice inceleyip hangi kodun nasıl çalıştığına dair fikir edinmen lazım. Çok kolay."

Geek gibi düşünüp geeklere yatırım yaparsanız batarsınız. Ürünün geeklere hitap eden yanı bulunabilir, bu hedef kitlenizi genişletir. Ama geeklere hitap eden özellikler her yanı kaplamışsa, pazarlama miyopluğuna benzer bir geek myopia oluşmuşsa, o zaman platformunuzu kullanan çok az olacaktır. Miyopluğun gösterdiği görüntünün aksine, biz geekler azınlıktayız. Hatta geekler bile doğru dürüst çalışan teknoloji isterler. İşi gene Apple'a bağlamak istemezdim ama, Palm, Pocket PC ve Internet Tablet forumlarında "iPod Touch'a geçtim, çok memnunum" diyen insanların verdiği bir mesaj var. O mesaj alınıyordur inşallah.


Notlar:
- Mobil cihazlarda "open source" sadece geeklere yarar. Sıradan kullanıcıların, yani çoğunluğun open source'un anlamını bilmesini bile beklemeyin. Ücretsiz yazılım iyidir, bilgi paylaşımı güzeldir vesaire. Open source karşıtı değilim. Ama Internet Tablet için hala bir kelime işlemci geliştirilemediyse, open source ne işime yaradı benim?
- Bırakın başkasının yazdığı program kodlarını, üzerinden biraz zaman geçerse kendi yazdığınız kodları bile anlamakta zorluk çekebilirsiniz. Kodlar ne kadar "commented" olsa bile neyin neyle ilişkili olduğunu anlamanız için zaman gerekir.
- Sıradan kullanıcı için bir özellik vardır ya da yoktur. Herkesin sorunların sebeplerini araştırmak, hacklerle uğraşmak için zamanı yok. Sıradan kullanıcıların sorunsuz çalışan teknolojiye ihtiyaçları var.
- Gözlemlediğim kadarıyla sıradan kullanıcılar masaüstü bilgisayarlarına bile ekstra yazılımlar yüklemeye çekiniyorlar.
- Platformunuz çoğunluğa, yani sıradan kullanıcılara hitap etmiyorsa, kullanıcısı az olacaktır. Kullanıcısı az olan bir platform için yazılım geliştirme zahmetine katlanacak kişi/firma sayısı da az olur. Kullanıcısı ve yazılımı az olan bir platform ise ölü bir platformdur. Bence. :)

Bu yazı ve bu sitede yayınlanan bütün diğer yazılar Mobil Yazılar tarafından yazılmıştır ve bütün hakları Mobil Yazılar'a aittir. Başka bir yayında yayınlanamaz. Sitenizin, forumunuzun, blogunuzun ticari amaç taşıyıp taşımaması farketmez. Daha fazla bilgi için lütfen alıntı kurallarına bakınız.

Towers of Hanoi

Bugün Installer'ı güncellerken dikkatimi çeken, oynaması kolay ve zevkli bir zeka oyununu paylaşmak istedim. Oyunun amacı; sol taraftaki çubukta küçükten büyüğe doğru dizili olan diskleri, yine aynı sırada en sağdaki çubuğa dizmek.



Fakat diskleri çubuklar arası taşırken hiç bir zaman büyük bir diski daha küçük bir disk üzerine koyamıyorsunuz. Bu yüzden disklerin hareketlerini önceden planlamanız gerekiyor. Oyunun diğer bir amacı da bu taşıma işlemini en az hareket ve zamanda yapmak.



Her seviye atladığınızda disklerin sayısı bir artıyor, dolayısıyla oyun giderek zorlaşıyor.



Oyunu herhangi bir seviyesinde sağ üst köşedeki "Quit & submit score" seçeneği ile durdurup rekorunuzu kaydettirebiliyorsunuz. "Towers of Hanoi" oyununu Installer aracılığı ile "Games" paketi altından yükleyebilirsiniz. Eğer göremez iseniz "Sources" kısmında "Ste Packaging" kaynağının var olduğundan ve "Refresh" işleminin yapıldığından emin olun.

iPhone Installer

GÜNCELLEME (11/11/2008) : Aşağıdaki yazı 1.1.4 ve altı versiyon kullanan iPhone'lar içindir. Eğer cihazınızın versiyon 2.o ve üzeri ise ya da iPhone 3G kullanıcısı iseniz App Store ve Türkiye'den iPhone 3G Alırken Bilinmesi Gerekenler - I yazımıza bir göz atın.

iPhone kullanıcılarının en çok kullandığı uygulamalardan biri de Installer'dır. Apple normalde iPhone'a kendi kontrolü dışında program kurulmasına izin vermediği için, "Jailbreak" diye anılan işlemden geçmiş iPhone'lar üzerine, Nullriver Software tarafından geliştirilen Installer sayesinde üçüncü şahıslar tarafından geliştirilen uygulamalar kurulabilir.

iPhone'a Program Kurmak başlıklı yazımızda da belirttiğimiz gibi iPhone'a program kurmanın tek yolu Installer kullanmak değildir. Fakat bu işlemi en kolay yapmanın yolu Installer'dır. Özellikle iPhone kullanmaya yeni başlayanlar, Installer kullanımı konusunda çeşitli sorunlar yaşamaktadırlar. Bu yazıyla amacımız Installer'ı daha detaylı tanıtıp yaşanılan sorunları bir nebze azaltabilmek.

Jailbreak işleminden geçmiş iPhone'umuzu ilk kullanmaya başladığımızda SpringBoard'umuzda Installer uygulamasını hazır buluruz. Fakat Installer güncel olmayacağı için ve ilk çalıştırdığımızda kendisini güncellemek (Update) isteyecektir. Güncelleme işlemini tamamladıktan sonra karşımıza "Featured" diye isimlendirilen karşılama ekranı çıkar.



Bu ekranın en önemli özelliği "Known Issues" başlığı altında Installer'ın o anki sürümüne ait sorunları veya uyarıları barındırmasıdır. Arada sırada bu uyarılara mutlaka göz atmamızda fayda var.

Aslında Installer en altta yer alan toplam 5 ana kısımdan oluşmaktadır. "Sources" kısmına geçtiğimizde karşımıza Installer'ınızla birlikte hazır gelen "AppTapp" ve "Community Resources" isminde 2 ana başlık gelir. "AppTapp", Installer uygulamasının kendisinin kaynak (source) adresidir. Fakat bizim için önemli olan "Community Sources" başlığı altında olan kaynaklardır. Çünkü iPhone'a kurulan meşhur uygulamaların çoğunluğu bu kaynak adreslerinde bulunan depo'larda (repository) yer alır.



Eğer aradığımız bir uygulamayı hiç bir şekilde Install kısmında bulamıyorsak, ilk olarak yapmamız gereken "Sources" ekranında sol üst köşede yer alan "Refresh" düğmesine basıp tüm uygulama listesini güncellemek. Buna rağmen göremiyorsak bu da demektir ki aradığımız uygulama mevcut depo'larda yer almıyor. O zaman yapmamız gereken yine aynı ekranda iken önce sağ üst köşedeki "Edit" düğmesie, ardından sol üst köşede çıkacak "Add" düğmesine basarak aradığımız uygulamanın yer aldığı aldığı adresi eklemek.

Merak edenler için kendi cihazımda eklediğim kaynak adresleri aşağıdadır. Benim tavsiyem hepsini bir seferde değil de ihtiyacınız oldukça yükleyin.

Community Sources
http://sleepers.net/iphonerepo
http://www.macminicolo.net/conceited/iphone/cache.plist
http://modmyifone.com/installer.xml
http://repo.smxy.org/iphone-apps/

Other Sources
* http://niffob.com/triphone.xml
* http://installer.iClarified.com
* http://swirlyspace.com/SwirlySpace.xml
* http://repo.ispazio.net

"iAppCat ile Dogru Kaynağı Bulun" başlıklı yazımıza da bir göz atarsanız faydalı kaynak adresleri bulma noktasında hiç sıkıntınız olmayacaktır.

Ben şahsen mecbur kalmadıkça "Community Sources" haricinde bir depo kullanmamaya çalışırım. Sebebi de, kısmen de olsa "Community Sources" depoları altında yer alan uygulamaların daha güvenli olmasıdır. Tabii ki Installer'ı hazırlayan ekip, hiç bir uygulama konusunda kesin güvence vermemektedir.

Aşağıdaki örnek ekran görüntülerinde olduğu gibi Installer, sonradan eklediğimiz bir kaynaktan uygulama yüklemeye çalıştığımızda "Install" düğmesini kırmızı renge boyayarak ve "Dikkat, bu paket güvenilmeyen bir kaynaktan gelmektedir, bu uygulamayı kurmak güvenli olmayabilir" mesajını ekrana basarak bizi uyarmaktadır.

Bir de internet bağlantınız olmasına rağmen ne yüklerseniz yükleyin "ERROR Package download failed" hatası alıyorsanız muhtemelen Install kuyruğunda (queue) başka bir uygulama takılı kalmıştır. Bu sorunu çözmek için bir uygulama Install etmeye çalıştığınızda karşınıza çıkan seçeneklerde önce "Clear Queue" (Kuyruğu Temizle) yazan düğmeye basıp ondan sonra Install'ı seçin.



Artık uygulamalarımızı yükleyeceğimiz kaynaklar hazır olduğuna göre biraz da "Install" ekranına göz atabiliriz. Bu ekranda yapmanız gereken konularına göre sınıflandırılmış paketler içerisinde hoşumuza giden bir uygulamayı seçip Install etmek. Eğer bir uygulamanın hangi paket altında yer aldığını bilemiyorsak "All Packages" (Tüm Paketler) paketi altından alfabetik sıraya göre dizilmiş uygulamalar arasında arama yapabiliriz. Çoğu temel uygulamayı yükledikten sonra günlük olarak takip edeceğimiz "Recent Packages" (Güncel Paketler) sayesinde, zaten bir uygulama aramak zorunda kalmayacağız. "Recent Packages" altında uygulamalar güncelleme tarihine göre geriye doğru listelenmektedir. (Today, Yesterday, Older -> Bugün, Dün, Daha Eski)



Uygulamaları kurarken "Version" ve "Size" bilgilerine dikkat etmemizde fayda var. Kurmak istediğimiz uygulamanın son versiyonunu araştırıp Install ekranında çıkan versiyon bilgisi ile aynı olduğundan emin olmalıyız. Farklı olduğu durumlarda yukarıda anlattığımız gibi "Sources" kısmında "Refresh" yapmak sorunu çözebilir. "Size" değeri de kuracağımız uygulamanın büyüklüğünü gösterir. Eğer EDGE üzerinden de uygulama yükleme gibi bir alışkanlığımız var ise, 5 MB. büyüklüğündeki bir uygulama ay sonunda faturamıza büyük katkıda bulunacaktır :) Bu yüzden eğer yükleyeceğimiz uygulamanın "Size" değeri yüksekse, EDGE yerine Wi-Fi'yı tercih etmeliyiz.

"Uninstall" da uygulamaları kurduktan sonra kaldırabileceğimiz kısımdır. Bu ekranda Installer aracılığı ile kurduğumuz tüm uygulamalar yer alır.



"Uninstall" ekranını yüklediğimiz uygulamaların versiyon bilgisini tespit etmek için de kullanabiliriz. Bu versiyon bilgisi, sorun yaşadığımız uygulama hakkında yardım isterken çok faydalı olmaktadır.

Daha evvel kurduğumuz uygulamaların yeni versiyonları çıktığında bu uygulamalar "Update" ekranında listelenir. Güncelleme işlemi otomatik olarak yapılmaz, bu ekrandan her bir uygulamayı tek tek seçip "Update" düğmesine basmamız gerekir.

Her ne kadar Installer'ı uzun uzadıya anlatmaya çalışmış olsak da aslında çok kolay ve basit bir uygulamadır. Eğer Installer'ı türkçe olarak kullanmak isterseniz "Türkçe Installer" başıklı yazımıza bir gözatabilirsiniz. Ayrıca Installer'a sonradan gelen arama özelliği içinde bu yazımızı incelemenizde fayda olabilir.

VGA ekranlı cihazlara bir yenisi daha eklendi: Asus P750!

Bir aralar özellikleri saklamayı seven şirketlerden bahsetmiştim. Bunlardan biri de Asus çıktı. Asus P750'nin ekranı QVGA değil, VGA ekranmış. Ancak QVGA gibi çalışmasını sağlamışlar. Birileri ekrandaki her noktanın aslında dört noktadan oluştuğunu farkedene kadar elbette!

TrueVGA modunu etkinleştirmek için bir yama geliştirilmekteymiş. Detaylar Engadget'ta.

Fotoğraf: Sorg ve GreateVK. Büyük versiyonu için tıklayın.
Bu yazı ve bu sitede yayınlanan bütün diğer yazılar Mobil Yazılar tarafından yazılmıştır ve bütün hakları Mobil Yazılar'a aittir. Başka bir yayında yayınlanamaz. Sitenizin, forumunuzun, blogunuzun ticari amaç taşıyıp taşımaması farketmez. Daha fazla bilgi için lütfen alıntı kurallarına bakınız.

iPhone cenneti: Türkiye!

Bu yazı konuk yazar "Duke09" tarafından hazırlanmıştır.

Daha piyasaya çıkmadan mobil iletişim dünyasını çalkalayan iPhone, Amerika Birleşik Devletleri’nde satışa sunulmasına karşın Avrupa’da 2008 yılı ortasına kadar herhangi bir resmi satış söz konusu değil. Resmi satış diyoruz, çünkü iPhone yasadışı yollarla Türkiye de dâhil olmak üzere dünya üzerindeki birçok ülkede çoktan meraklıları ile buluştu.

Bilindiği gibi iPhone, Apple firmasının anlaşmalı olduğu GSM operatörleri ile yapılan sözleşme sonucunda satın alınabiliyor. Ayrıca, bir kişi en fazla iki adet iPhone alabiliyor. iPhone, içerisinde gömülü halde bulunan yazılım (SIM LOCK) sayesinde anlaşmasını bulunmadığı diğer hiçbir operatörle çalışmıyor. Her derdin devasının da birlikte geldiği ülkemizde bunun da çözümü (SIM UNLOCK) yasadışı yollarla mümkün. Böylece yurtdışından yasal yollarla getirilen iPhone, ironik olarak yasa dışı yollarla ülkemiz operatörleri ile çalışır hale getiriliyor.

Ülkemizde kaç adet iPhone olduğu ise tamamen bir muamma! Fakat elde edilen bulgular bu sayının hiç de küçümsenmeyecek bir miktar olduğunu doğruluyor. Basit olarak, Türkiye’nin en büyük e-ticaret platformlarından biri olan gittigidiyor.com’da yaptığımız bir araştırma; 250’nin üzerinde SIM UNLOCK yapılmış iPhone satışının olduğunu gösteriyor. Diğer bir büyük e-ticaret platformu olan sahibinden.com’daki araştırmamız ise site veri tabanında 650 civarında iPhone ilanının bulunduğunu gösteriyor. Toplamda bine yaklaşan ilan sayısıyla iPhone, net üzerinden meraklıları ile kolayca buluşuyor.

Diğer bir araştırmayı en büyük üç kentimizden biri olan Ankara’da yaptık. Başkent’te yerel ikinci el telefon pazarlarında yaptığımız küçük çaplı bir araştırma bizlere oldukça ilginç sonuçlar verdi. Bu araştırmaya göre; sadece Kızılay’da 10 ayrı noktada iPhone satıcısıyla karşılaşıyoruz. Fiyatları 1.500 YTL ile 800 YTL arasında değişiyor. Ayrıca talep etmeniz durumunda 10 gün içerisinde yeni bir iPhone sahibi olabilirsiniz. Genelde 4 ve 8 GB’lık versiyonlarına rastlasak da seyrek olarak en yeni model olan 16GB’lık versiyonuyla da karşılaşabiliyoruz.

Sonuç olarak kafamızda az çok bir sayı oluşsa da ülkemizdeki iPhone sayısını kesin olarak bilmek mümkün değil. Fakat şu bir gerçek ki; Türkiye pazarına yatırım yapmaya hazırlanan Apple bu durumdan hiç hoşnut olmayacak. Unutmayın; güzel kırmızı bir elma aynı zamanda çok tehlikeli olabilir.

Bu yazı konuk yazar "Duke09" tarafından hazırlanmıştır ve Mobil Yazılar'da yayınlanmaktadır. Konuk yazarlar tarafından hazırlanan yazılardan yazarları sorumludur.

Misafirimiz var!

Mobil Yazılar'ın misafiri var! Konuk yazar "Duke09"un "iPhone Cenneti Türkiye" başlıklı ilk yazısını buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Mobile Finder ve Preview

Apple, kullanıcıların iPhone'un dosya sistemine erişmelerini istemediği için orijinal yazılımın içine bir "Dosya Yöneticisi" uygulaması koymuyor. Bu yüzden iPhone'da dosya ve klasörler ile ilgili işlemler yapmak istediğimiz de Mobile Finder uygulaması imdadımıza yetişiyor.

Mobile Finder, aşağıdaki özellikleri ön plana çıkan çok önemli bir iPhone uygulaması:

* Dosya veya klasör silme, kopyalama, taşıma ve yaratma işlemleri
* Uygulamaları çalıştırma
* Dosya'ları e-mail ile gönderme
* Resim dosyalarını Mobile Preview plugini ile görüntüleme

Mobile Finder'ı ilk çalıştırdığınızda karşımıza "/private/var/mobile" klasörünün içeriği çıkıyor. Bu klasör ise "Media" ve "Library" ismindeki cihazınızdaki en önemli klasörden oluşuyor. Bu klasörler içerisindeki dosyalar siz uygulamalarınızı kullandıkça değişen veya yeni yaratılan dosyaları içerir. Örneğin "/private/var/mobile/Media/DCIM/100APPLE" klasörü altında, Kamera'nızla çektiğiniz resimler bulunur. Bu klasörde aynı isimli fakat farklı uzantılı (JPG ve THM) her dosyadan ikişer adet bulunur. "JPG" uzantılı dosyalar resimlerinizin orijinal halleridir, "THM" uzantılılar ise ikon gibi kullanıldıklarından boyutları küçüktür.


Dosyalar veya klasörler üzerinde işlem yapmak için ekranın en altında yer alan düğmeler kullanılır. Örneğin bir dosyayı silmek istediğinizde önce dosyayı seçip, ardından "File" düğmesine tıklayıp, ardından "Delete" düğmesine basmanız gerekir. İptal (Cancel) , Kopyalama (Copy) ve Taşıma (Move) işlemleri de aynı yerden yapılabilir. Bir dosyayı e-mail yoluyla göndermek için de "Send -> E-Mail" düğmelerini kullanabilirsiniz.



Mobile Finder'ın içinde boşluk geçen dosyaları e-mail ile gönderememe gibi bir bug'ı mevcut. Bu bug özellikle SwirlyMMS ile gelen, içinde boşluk bulunan MMS resimlerinde kendini gösteriyor.

Finder'ın diğer güzel bir özelliği de, dosyaların okunma, yazma ve çalıştırılabilme yetkilerini kolayca değiştirme imkanı vermesi. Ayrıca tüm uygulamalarınızı Finder ile de çalıştırabiliyorsunuz, SpringBoard'ınızda ikonu olmayanları bile. Bu özelliğini test etmek için "FieldTest.app" uygulamasını denemenizi öneririm.



Son olarak, Finder'ın konfigürasyonunu "Settings" ekranından yapabiliyorsunuz. Mevcut ayarları olduğu gibi bırakabilirsiniz. Bir tek "Start In Last Location" seçeneğini, belki OFF durumuna getirmek isteyebilirsiniz. Bu seçenek ON durumunda iken uygulamayı kapatıp açtığınızda en son hangi klasördeyseniz oradan başlıyorsunuz. Tabii ki her durumda ekranın sağ üst köşesindeki "~" düğmesini kullanarak ana klasöre gidebilirsiniz.



Mobil Finder ve Preview uygulamasını Installer'ınız aracılığı ile "Productivity" paketi altından yükleyebilirsiniz.

weDict ile Sözlük Kullanımı

weDict uygulaması iPhone'nunuzun installer menusunden indirdiğiniz sözlükleri kullanabilmeniz için gerekli yazılımlardan biridir. Bu yazılım sayesinde sözlüklerde arama yapabilir. Hangilerinde arama yapmak istediğinizi seçebilirsiniz. Aradığınız kelimenin okunuşunu dinleyebilirsiniz. weDict kurulumu için ilk yapmanız gereken installer'ınınızın install kısmında Productivity menüsünden weDict uygulamasını indirmeniz. Daha sonra Dictionaries menüsünden kullanmak istediğiniz sözlükleri download edebilirsiniz.


weDict konsolunda bulunan "i" butonu ile hangi sözlükleri kullanacağınızı seçmeniz mümkün. Search box'ın yanında bulunan ok tuşu ile yazdığınız harfler ile başlayan diğer kelimeleri, history butonu ile de daha önce aradığınız kelimeleri görebilirsiniz.


Ekranın altında bulunan "hoparlör" butonu ile kelimenin okunuşunu dinleyebilirsiniz. Ayrıca "+" butonunu kullanarakta sözlüğe yeni kelimeler eklemeniz mümkün.

Eğer daha evvel, Türkçe iPhone Konfigürasyonu başlıklı yazımızda bahsi geçen "http://niffob.com/triphone.xml" adresini source olarak eklediyseniz, Installer'da "Türkçe iPhone" paketi altında İngilizce-Türkçe ve Türkçe-İngilizce sözlük eklentileri bulabilirsiniz.

Bazı cihazlarda hak problemi nedeniyle weDict altında "Local" sözlükler eklenememektedir. Bu sorunun çözümü için cihazınında SSH yüklü olmalı ve bunun için "iPhone'a SSH Üzerinden Erişim" başlıklı yazımızda anlatılan yöntem ile aşağıdaki komut çalıştırılmalı ve sözlükler tekrar yüklenmelidir:

chown -R mobile:mobile /var/mobile/Library/weDict

Eğer SSH Client olarak WinSCP kullanıyorsanız yapmanız gereken /var/mobile/Libraray/weDict klasörünün üzerine sağ klik yapmak ve açılan menüden sırasıyla "Custom Commands -> Enter" komutlarını seçmek. Açılacak ekranda da yukarıdaki komutu, aşağıdaki ekran görüntüsündeki gibi yazıp OK düğmesine basmak.



Eğer daha evvel hiç SSH Client kullanmadıysanız ben şahsen SSH Secure Shell'i tavsiye ederim.

Sen tüketiciyi ciddiye almazsan, o da seni ciddiye almaz!

Yıllar önce databanklarımızda Türkçe karakterler olmadığı için ı'ları i, ş'leri s yazar, bununla da yetinirdik. Yıl 2008, mobil cihazların içinde yok yok, ama biz yine aynısını yapıyoruz.

Nedir bu şirketlerin derdi Allah aşkına? Hiçbir PDA işletim sisteminde Türkçe desteği yok. İlla ki Türkçeleştirme yazılımı satın almanız gerekiyor. Hiç değilse Türkiye'ye getiren firmalar Türkçe desteği eklese diyoruz, onlar da bunu kimi zaman yapıyor, kimi zaman unutuyorlar.

Telefonlara bakıyorum, Türkçe ile hiçbir sorunları yok. Peki ben sıradan bir kullanıcıya "Kusura bakma, bu bir akıllı-telefon, ama bunda Türkçe yazamayacaksın" nasıl diyeceğim? Bu çok saçma değil mi?

Türk firmaları cihazlara Türkçe desteği eklemeyi unutmasalar çok iyi olacak. Yoksa müşteri kitleleri bizim gibi teknoloji manyakları ile sınırlı kalmaya mahkum.

Bu yazı ve bu sitede yayınlanan bütün diğer yazılar Mobil Yazılar tarafından yazılmıştır ve bütün hakları Mobil Yazılar'a aittir. Başka bir yayında yayınlanamaz. Sitenizin, forumunuzun, blogunuzun ticari amaç taşıyıp taşımaması farketmez. Daha fazla bilgi için lütfen alıntı kurallarına bakınız.
 
Support : Creating Website | Blogger Adult Tema | I LOVE GooGLe
Copyright © 2013----2023 Android Apk - All Rights Reserved
Tema Design by Yeni Website Template
Yer Sağlayıcı Blogger